25 Haziran 2007 Pazartesi

FIND YOURSELF

Baştan böyle planlandı ve tüm stratejiler senin üzerine oynandı. Kapıyı açmak için elindeki anahtara ihtiyaçları vardı. Milyon dolarlar harcanarak yapılan reklamlar, her köşe başında gözüne gözüne sokulan billboardlardaki afişler senin aklını nereye kadar çelebilirdi? Kendi dalında dünyanın en pahalı yapımlarından birisini başarı ile başarısızlık arasında salınımlara bırakmak da yüksek riskti.

Ne yapmalıydı? Ne etmeliydi?

Ne olabilirdi uğruna her gece beş porsiyon birden yemeye seni zorlayabilecek? Kafandaki soruları birileriyle paylaşmak için seni sabırsızlandırabilecek? Rüyalarda kaybolabileceğin ne olabilirdi?

Kendini bulabileceğin tek şey kaybettiğindeydi, kaybettiğindi. Sen bulmak için aradın veya Lost kendini sende buldu.

Ne yaptılar? Ne ettiler?

İyi Senaryo

Kimse ıssız bir adada çaresiz kalmayacak ama hayatın keşmekeşi içinde nice sorunla göğüs göğse çarpışan gladyötörler olarak yalnız kaldığımız şüphesiz. Bir sonraki düşmandan korkarken, bir yandan merak içinde bir yandan da teyakkuz halinde beklemedeyiz. Bu durum, gerçek hayatla ilintili hikayesi ile insanların dizideki karakterler ile örtüşen yönleri arasında kurdukları duygusal bağa dönüşmekte. Robert McKee’nin iyi bir senaryonun/hikayenin başarıya ulaşması için verdiği önemli ipucunu tekrar hatırlamakta fayda var. Hikaye karşısındakine şunu anlatır: Hayatlar daha iyiye/kötüye doğru nasıl ve niçin değişir?

Kaliteli Yapım

İlk bölümünün çekimi için harcanan para tam 14 milyon dolar. Adanın mistik ortamında görsel şov hiç hız kesmeden devam ediyor. Aynı zamanda dizinin müzikleri Lost’un etkisini, izleyicinin gerilimini ve heyecanını artırmada tetikleyici unsur.

Karakterler Üzerine Kurulu Dizi Yapısı

Karakterlerin hikayeye, hikayenin karakterlere etkisi. Etkiler ve tepkiler hikayenin iç yüzünü kavrama ve anlama yetisini tetikliyor. Bu durum izleyici için anlamlı duygusal deneyimlerin kapısını açıyor.

Merak Unsuru

Geleceği ve bilinmeyeni merak. Beyni sürekli mıncıklayan sorular silsilesi. Cevaplar listesi. Uzayıp gidiyor… İzleyici sürekli dinç tutuluyor. 40 dakika boyunca ekrana bakıp mongollaştırılmıyor. Sürekli beyin jimnastiği yaptırılıyor ya da izleyici en zayıf yerinden gıdıklanıyor. Ama herkes işin içine dahil oluyor ve senaryonun gidişatını kendi tahminleriyle inşa ediyor.

Tatmin Düzeyi

Sıkı bir Lost fanatiği dikkatli bir izleyicidir aynı zamanda. Parçaları toplar, toplarken anlam yükler. Büyük resmi iyi görür. Parçaları cuk oturtturmada maharetlidir. Özetle Lost, birçok teorisyen ve stratejistin yetişmesine hala öncülük etmekte. Bilinmeyeni çözmek için uğraşan milyonlarca Lostsever için “oreka” anı, inanılmaz bir kişisel tatmin getirisi.

Flashbackler

Hayatlardaki değişimin nasıl ve niçini çok iyi anlatılıyor Lost’ta. Daha önce dizilerde kullanılmayan (bizim bir dizide sıklıkla görmeye alışık olmadığımız) bir yöntemi uygulamak artı bir puan kazandırıyor. İçinde bulunduğun andan geleceğe uzanan köprünün bir ayağı akıllıca geçmişe kuruluyor. Geçtiğin yolları bilmek zorundasın…

Sembolizm

Esrarengiz sayılar (4 8 15 16 23 42). Hakkında üretilmiş onlarca teoriye rastlamak mümkün internette. Esrarengiz sayılarla ilgili farklı teoriler, farklı yorumlar mevcut. Ama hala ne olduğunun çözülememiş olması Lost’u dinamik kılıyor. İnsanların sembollerle yaşamayı sevmeleri çok iyi yakalanmış ve senaryoya iyi entegre edilmiş. Büyük Hazine filmini izleyenler hatırlayacaktır tamamen semboller üzerine kurulu bir aksiyon filmi. Sembollerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu düşünüyorum. Bir eşyaya anlam yüklerken kendince, birileri için bunu bilmeceye dönüştürme.

Lafın özü, yaşamın gerçek püf noktası bilgide değil, gizemde yatıyor. Lost yapımcıları bunu fazlasıyla iyi yapıyor.

Ayrıca dizide Haç ve Dövme de işlenen diğer sembollerden. Tüm bu semboller kullanılarak buradan Kaderciliğe sürekli alttan alta vurgu yapılmakta. Buranın konusu değil ama bunun ideolojik olarak yapıldığını düşünmekteyim.

İnternet Mecrası

Web 2.0’ın neredeyse tüm nimetlerinden istifade edilmesi Lost’un milyonlara ulaşmasındaki en büyük etken. Diziyle ilgili binlerce web sitesi, grup, forum, blog… Viral pazarlamanın en güzel örnekleri. Her birinde sadece bir konuyla alakalı yüzlerce yorum, tahmin, teori... Podcastlerle dünyaya sesini sesli olarak duyurmaya çalışanlar. Diziyi sanal ve gerçek alemde yayan gönüllü reklamcılar. Lost ürünleri satan siteler. Vs vs.

Zekice kurgulanmış pazarlama stratejileriyle tüm bunları yapmak Lost’u bir fenomen haline getirdi.

WOMM

Arkadaş arası muhabbetler ya yabancılaşmayı gerektiriyor ya da yabancı kalmamayı. Ağızdan ağza yayılmakla kalmayıp, elden ele dolaşan Lost 1.sezon, 2. sezon, 3. sezon cd leri.

Üniversitelerde case (hatta ders) olarak okutulmaya başlanan, ağızdan ağza pazarlamanın günümüzdeki en iyi örneği.

Çıkarımlar

Lost’un dünya çapında milyonlara hitap etmesi bazı şirketler için de bu kitlenin potansiyel müşteriler olarak görülmesini doğurmuş olacak ki farklı mecralarda bunun örneklerini görmek mümkün. İşte esrarengiz sayılar ve Post-it.
Ülkemizde de TV’de şu sıralar gösterilen İşTcell reklamında benzer bir kare geçiyor.


Bakalım ilerleyen günlerde daha kimler Lost pastasından pay kapmaya çalışacak?

Lostseverler dizinin yeni sezon bölümlerini şimdiden dört gözle beklemeye başlanmış durumda. Bu bekleme zamanlarında sizler için iki alternatifim var.

1. Trendsetter’ın Cass Raporu’nda, trend avcıları ve halk nezdinde 1 numaraya oturan Grey's Anatomy dizisinin bölümlerini üçer beşer izleyerek üç aylarınızı (mübarek yaz ayları) doldurmak.

2. Bunca zamandır geliştirdiğiniz teorileri, onca tahmininizi, arkadaş arası muhabbetlerde geçen yüzlerce yorumunuzu içimizden karakterlerle hayata geçirme fırsatını Lostra yazarı olarak elde etmek. “Türkler Kendini Kaybetti” sloganıyla karşımıza çıkan bu yeni oluşumda ortaya konulacak sahne Lostra yazarları tarafından yazılacak. Uçak şu an havada. Kendinize yer ayırtmakta gecikmek istemiyorsanız bu keyifli yolculuğa ilk başlangıcı http://www.lostra.org/ a girerek yapabilirsiniz.

---0---

Sen, Lost ile beraber hayatına değer katabilenlerden misin?

Kendini mi buldun? Kendinden mi yitirdin? Yoksa, lost olup gidenlerden misiniz?

Buyrun yorumlara…