Her son iyi de bitse kötü de bitse aslında bir başlangıçtır. İnsanın bu sonu yarın için iyi bir başlangıç olarak değerlendirmesi, dünden ders alarak bugün ortaya koyacağı strateji ve vizyonuyla mümkündür. Bunu yapmakta kullanılan yönteme de kişisel muhasebe denir.
Ne ilginçtir ki Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’ndeki zorlu maratonum Yönetim Muhasebesi (Managerial Accounting) dersi ile bitiyordu. Sancılı geçen bu beş yıllık dönemde son sınavımın muhasebe olması, bu sürece daha anlamlı bir özellik katıyordu benim için...
8 Haziran çabuk gelmişti, diğer sınavlarim da çok şükür iyi geçmişti ve ben son bir kazaya kurban gitmemek için çok sevdiğim muhasebeye iyi hazırlanmıştım ve kendimden emindim. Ön sıralardan birine oturdum ve artık bir an önce sınavın bitmesini istiyordum. Çünkü yorulduğum bu dönemin son sınavıydı. Nihayet asistan soru kağıtlarını dağıttı ve heyecanla başladık sona, belki de bizim için ilke… Ancak o da ne sorulara baktıktan sonra hiç birini yapamadığımı farkettim. Farklı gelmişti sorular, aslında genel anlamda sorumlu olduğumuz her şeyi biliyordum ancak detaylarda eksiklerim vardı ve soruların çoğu ayrıntılara hakim olmayı gerektiriyordu. Okul dönemindeki kendimi en çaresiz hissettiğim anlardan biriydi bu iki saatlik süreç…
İlk beş dakikadan sonra hocayı çaresizce ve can sıkıntısı içinde yanıma çağırdım ve soruların hiç birini yapamadığımı, böyle bir sınav beklemediğimi söyledim. Ve kağıdı vermek istediğimi söyledim. Hocamız buna çok şaşırmıştı, uğraşıp yapabileceğimi, soruların benim için kolay olduğunu söyleyip yanımdan ayrıldı. Uğraştım, uğraştım ancak nafile, bir türlü olmuyordu. Ben de hayırlısı deyip arkama yaslandım, düşünmeye başladım ve aklımdan geçenler şöyleydi:

"Aslında bu dersi önemsemiştin niçin böyle oldu, eksiklik neredeydi, yoksa bu bir sınavdan öte imtihan mıydı? Belki de bu bir göstergedir ha ne dersin! Hayat beklediğin kadar kolay olmayacak, bu belki de bunun işaretidir. Peki zorluklar bu kadar çabuk mu başlamalıydı? İleride sen de hoca olacaksın belki, inşallah senin öğrencilerin senin gibi çaresiz duruma düşmezler. O kadar güzel projeler varken Fahri Hocalı, Yüce Abili, bu kadar inançlı, geleceğe umutla bakan, bazı şeyleri dert edinmiş bu kadar güzel ve muhteşem yazar kadrolu, duyana; 'He(y)t be çekilin yoldan biz geliyoruz!' dedirtecek bu kapsamlı ve proaktif ARGE projesi varken senin için yapamadığın bu soruların ne önemi vardı ki? Allah hepsinin yolunu açık eder inşallah, kartopu gibi büyüyerek yepyeni açılımlar yapılabilecek bir proje grubunda inşallah sen de yazarsın, sen de heybeci olursun, heybeni faydalı şeylerle doldurursun, muhasebeni önceden iyi yapar ve ona göre hareket edersin... Her şeye rağmen iyi de olsa kötü de olsa bu senin için bir son ama aynı zamanda bir başlanıç" dedim ve tefekkür ettiğim o andan hocanın sesiyle irkilerek uyandım:
‘Time is up!’ (Süre doldu)
Süre dolmuştu artık ve kendi kendime ‘The End (!) Mustafa, haydi koş artık seni bekleyen geleceğe, hedeflerine, yeni bir başlangıca... Uzun ince, bir o kadar da sancılı bir yolculuk seni bekliyor, durma haydi kuvveden fiile geçme zamanı artık!’ dedim.
Ve şimdi ben de buradayım...
Sevgi ve muhabbetle,