İş Bankası'nın gazetelerde tam sayfa çıkan reklamlarındaki sayılara çok anlam veremedim ilkin. "Bankacılık sadece reklam işi değildir" dese de ilan, ben sayfanın neredeyse tümünü kaplayan rakamlarda bir hinlik aramadım değil.
TV reklamı ise son günlerde izlediklerim arasında üst sıralarda. Kiminiz ne var ki canım, düz bir reklam diyebilir. Fakat burada Türk izleyicisi -dolayısıyla tüketici- için önemli noktaları reklamda bir araya getirerek ekrana yansıtmak son derece önemli.
Bunlardan ilki, halk olarak nesnellikten hoşlanmamız. Nasıl alışverişte tüm reyonu al aşağı eder didiklemedik ürün, pazarda tezgahta ellemedik meyve bırakmazsak, şirketlerin de biz en başarılı şirketiz demelerinden daha ziyade kardeşim biz 2000 yılından bu yana % 908 büyüdük demelerini yeğleriz.
Diğeri reklamdaki kurgu. İzleyiciye tüm bunları söylerken adeta okşamak tatlı tatlı. Duygulara seslenmeyi ihmal etmemek. Yine "sizlerle birlikte" mesajını vermek.
Bir diğeri bu kurguyu anlatım etkinliği. İzleyicinin somut olarak algılayacağı netlikte hitap etmek. Doğru nesnel eşleşmelerle algısına oturmak.
Son olarak Haluk Bilginer'in tok sesi İş Bankası'nın kurum kültürünü -ciddiyet, statüko, statik olma- yansıtsa da bankanın kült müşterileri açısından güven tazeler nitelikte.