Bu sabah saat 6 ya dogru uyandım. Hafif bir ürperti içimde. Bir rüya görmüştüm. Ulkemizde bir savas ilani cikmis ve buyuk bir savasin hazirliklari yapiliyor. Kuzey Irak'a buyuk bir cikartma yapilacak. Ben ve kardesim de ulkemiz icin gonullu olarak cepheye gidiyoruz. Ailelerde buyuk tedirginlik, butun halkta bir korku hakim.
Velhasil cephede sicak catisma icindeyiz. karsi tarafa (aslinda karsi tarafin kim oldugunu tam bilmiyoruz, dusmanimizin kim oldugundan emin degiliz) havan mermisi atiyoruz. hedefi vuruyoruz. fakat onca uzaktan vurdugumuz hedeften kopan sarapnel parcalari uzerimize geliyor. istisnasiz her atisimizda bu boyle. Gelen parcalardan korunmak icin surekli bulabildigimiz uygun bir yere kaciyoruz. nihayet bir parca benim basimin uzerinden geciyor fakat kardesimin bir parmagini kopariyor. onu savas alanindan aliyorum ve eve goturuyorum...
Bu ruyayi nereye yormak gerek emin degilim ama gecenlerde yazdigim yazida Kurt sorununun cozumunun bolgeye yapilacak egitim yatirimlariyla ve meselenin insani bir platformda ele alinarak cozumlenmesi gerektiginden bahsetmistim. iste ruya sanki buna bir isaretti. zorla, savaşla, kavgayla mesele çözülmeyecek; hatta oluşacak bir durumda kardeşin kardeşe düşmanlığı vuku bulacak, mesafeler daha da uzayacak. Sözün özü, eğitimle, sevgiyle, diyalogla zannediyorum kardeşlik bağlarımız daha da güçlenecek.
Sevgilerle