Trabzonspor-Sivasspor maçında çıkan olaylardan sonra spor gündemi geçen hafta Trabzonspor’un alacağı tarihi cezayı merakla bekledi. Açıklamanın ardından kararla ilgili tartışmalarla olaya yeni bir boyut kazandırıldı. Spor kamuoyunu şok eden asıl haber ise Vestel Manisaspor-Galatasaray arasında oynanan müsabakadan sonra Vestel Grubu’nun Manisaspor’a yaptığı sponsorluk desteğini çektiğini komik bir şekilde açıklaması oldu. Gerekçeleri şuydu; Trabzonspor-Sivasspor ile geçen sene oynanan Vestel Manisaspor-Sakaryaspor maçında verilen cezaların adil olmayışı ve futbolun kirlendiği.
Günseli Özen Ocakoğlu’nun şu tespiti futbol adına bu komik gerekçenin perde arkasını tamamen aralıyor: “2005-2006 sezonunda Vestel Manisaspor’un Fenerbahçe’yi 5-3 yenerek şampiyonluk yolunda büyük darbe indirmesinden sonra Vestel ürünlerinin satışlarında başlayan ve % 20 ye ulaşan düşüşler. Vestel’in sponsorluktan çekilmesinin en önemli nedeni budur.”
Markalar sponsorluk faaliyetleriyle hedef kitle üzerinde ürün/marka bilinirliğinin oluşturulması, markayla duygusal bir bağ geliştirilmesi ve bunun satışa yansımasını arzu ediyorlar. Fakat yüreği futbolla atan bir ülkede futbol takımına sponsor olmak ne derece doğru?
Futbol taraftarlığının fanatizm derecesinde olduğu ülkemizde markaların (şirketlerin), futbol başta olmak üzere spor yatırımlarında daha dikkatli olmaları gerektiği aşikar.
Geçen hafta vitrinde Fenerbahçe Spor Kulübü’nün piyasaya sürdüğü altın kaplama cep telefonunu gördükten sonra dünyanın en ünlü spor yazarı Simon Kuper'in dediği gibi "Futbol asla sadece futbol değildir" sözü bir kere daha aklıma geldi. Takımlarımız geç uyansa da ülkemizde de artık futbol bir endüstri. Taraftarlık artık yeşil sahaların dışına çoktan taştı. Fenerium mağazasının 2006 yılı cirosu 20 milyon doların üstünde olması, yıllık 300 bin adet forma satış rakamlarına ulaşması da bunu göstermiyor mu?
Vestel markasını zedeleyen en büyük handikap; Türkiye’nin %90’nının tuttuğu üç büyük takımı özellikle kritik maçlarda mağlup etmek. Bir diğeri de yenildiğinde spor basınında çıkan absürd futbol manşetleri. Burada şehrin takımının önüne geçen marka ismi, ters bir durumda kendine kalkan olabilecek herhangi bir şey bulamıyor. Spor kamuoyu, taraftarlar, yorumcular vs. Manisaspor demekten çok takım ismini Vestel olarak kullanıyor. Dolayısıyla zihinlere kazınan isim, algılarda marka olmaktan çıkıyor, hedeflerin odağı oluyor. Yani Vestel yense suç yenilse suç :)
Buna futbolcuların oynadıkları reklamları da katabiliriz. Alex’in saçını Finansbank’ın logosu şeklinde kazıtıp rol aldığı reklam filmi piyasaya çıktığı gibi kayboldu, çekildi desek daha doğru olur. Markalar burada şöyle bir yanılgıya düşüyor, sempatik oyuncularla ürünlerinin reklamı sempati toplar. Belki oynadığı takımın taraftarınca evet. Fakat karşı tarafın taraftarlarında ise sadece antipati, hatta nefret uyandırabilir.
Bir de ünlü sporculara verilen sponsorlukta yine aklıma gelen isim Süreyya Ayhan ve sponsoru talihsiz Vestel :) Atletizmde geçtiğimiz yıllarda aldığı başarılı sonuçlarla ülkemizi onurlandıran Süreyya’ya Vestel sponsor olmuştu. Sporcu belli bir süre başarılarına devam etti. Yaşadığı sakatlık ve medyada çıkan haberlerle şu anda hafızalarda silinmek üzere. Fakat o dönemde tırnaklarıyla kazıyarak başarıyı kovalamış bir sporcunun antrenörü ile evliliği toplumumuzda hoş karşılanmamış ve yine isimle birlikte anılan Vestel’in de marka imajını sarsmıştır. Vestel sposorluğunu geri çekse de olan yine talihsiz Vestel’e olmuştur maalesef.
Peki ülkemizde deliler gibi sevilen futbol için sponsorluk ne şekilde olmalı. Bunun en iyi örneği benim için Turkcell. Her takıma eşit mesafede durması, süper ligin isim hakkını alarak bunu perçinlemesi, aynı zamanda milli takımın sponsoru olması… aklıma gelenler.
Son örnek ise Ülker. Üç büyüklere verdiği forma reklamı, yabancı transferlerinde sponsorluğu, aynı zamanda milli takımın geçtiğimiz günlerde sponsorluğunu alması; yine basketbolda Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Cafe Crown ve Beşiktaş Cola Turka ile yaptığı sponsorluklar başarılı örnekler olarak karşımızda duruyor.
Unutmamalı, “Futbol asla sadece futbol değildir”.